09 May 2009

0000000179

"Aşk" bir duygu yoğunluğudur.İçinde oluşan kıpırtıları yüreğinle hissedersin yaşamak istersin.Ancak onu gösteremessin bir nesne gibi.Kibrit kıvılcımı gibi parlaktır hissettiklerin ama gözlerin görmez o kıvılcımı.Hissettiklerini yaşarsın ve aşktı dersin bir ad koymak için.Mazerettir bu sığınılan.

08 May 2009

0000000178

Duygular elle tutulamaz ve görülemez.Hissedilebilir sadece.Hissettiğimiz herşeyin varlığına inanmak biraz tuhaf. Aşk varsa her zaman kalıcı olmazmıydı ? Yok kanmayın !

07 May 2009

0000000177

Pencereden esen serin bir rüzgar evin içinde dolaşıyor.Soğukta olsa,sıcakta olsa esen bu rüzgarı seviyorum.Elle tutulur ve gözle görülür olsaydı keşke.

06 May 2009

0000000176

Beklenti ne kadar azalırsa,mutluluk o kadar çoğalır !

05 May 2009

0000000175

Hayatın anlamını yaşla değilde yaşadıklarıyla anlıyor insan.İlerisi için iyi planlar her zaman insanı daha canlı ve daim kılar.İnsan yaşlandığına değilde geçen boş ve verimsiz zamanlarına üzülmeli.

04 May 2009

0000000174

Hissettiklerimi ve düşündüklerimi yutmam.Haykırırım ! Kimse içinde sevgi sözcükleri geçen kelimelerden kırılmaz.Bilakis ruhu okşanır.

03 May 2009

0000000173

Şu dünya da en çok arzu edilen ego; Herkesin kendi sözünün geçirdiği ortamlar yaratmaya çabalamasıdır.{Herkes benden bahsetsin,herkes beni sevsin } bu çok hakim insanlar arasında.

İnsanı kendinden farklı diğerinden uzaklaştıran bu ayrım bu egodan çıkıyor esasında. Egon senden daha baskın olanların olduğu ortamlarda silik bir karekter olacağını düşündürüyor ve sindirebileceğin ya da silik insanların olduğu ortamlara kaymana,oluşturmana sebebiyet veriyor.

02 May 2009

0000000172

Taze ve sımsıcak ekmek kokusuna dayanamam ben.Fırından sıcak sıcak ekmekleri alır eve gelene kadar ısıra ısıra bitirmişliğim vardır.

01 May 2009

0000000171

Yalnızca kalbiyle konuşan insanları çok iyi anlıyorum ve çok sevebiliyorum.

12 April 2009

0000000170

İnsanların kusurlarını değilde güzel yanlarını görmemiz gerektiğine sürekli kendimi inandırmaya çalışırım.Ama etrafımda sürekli bana bunun tam aksini ispat eden durumlarla karşı karşıya kalırım.İnsanların cümlelerinde söylemiş olduğu hataları yakalamaktansa ben doğru cümleden yola çıkmayı yeğlerim.

11 April 2009

0000000169

" En etkili ilaç zaman " sözü çok doğrudur ve çok severim.Ancak bir türlü sabırlı olmayı beceremem. Zamanın kıymetli olduğunu anlamaya başlayınca, sabırlı olmayı öğrenmeye başlıyorum.Bu da olgunluğun en doruklara ulaşmaya başladığının göstergesi sanırım.Zaman törpüleye törpüleye olgunlaştırıyor işte.

10 April 2009

0000000168

Dila için ;

Keşke denizden direk göğe yükselseydi de ailesi "Yaşıyor " ümidini hiç kaybetmeseydi.Ama ben ümit ediyorum ki o toprağın altından çıkacak ve tekrar annesinin rahminde hayat bulacak.Tanrım bu ümidimi boşa çıkarma.

09 April 2009

0000000167

"Unutmadığın sürece kimse uzak değildir sana "

08 April 2009

0000000166

Ölüm korkutur beni.Korkum sevdiklerimi kaybedersem diyedir.Ölümü henüz yaşamadım ailem de ancak sürekli tedirginim bu konu da.Çünkü hazır değilim böyle bişeye ve nasıl metanetli olmam gerektiğini bilemiyorum.Hep herkesten önce ölmek isterim bu yüzden.

07 April 2009

0000000165

Tanrının dilencisiyim ! Sürekli ondan bişeyler dileniyorum.Ve ne hikmetse o dilendiğim konularda bana, dilediğim şeyi vermek yerine elde etmenin yollarına ışık tutuyor.

06 April 2009

0000000164

"Biri sana parmağıyla güneşi gösterdiğinde, parmağa bakarsan "aptalsın" demektir. Güneşe bakarsan "daha da aptalsın." çünkü gözlerin yanar, Senin bakman gereken, o parmakla güneş arasında "Uçan Kuştur..."M.ANTONYO (Altı çizilmiş cümleler 4)

Bazen insan herkesin gördüğünü göremez.Akıllı olmak ,çok kere aptal duruma düşmekten geçer

05 April 2009

0000000163

”Zihin geçmişe ışık tutan en güzel kütüphanedir”

Çocuklar için geleceğe dönük yapılacak en büyük yatırım,onların zihninde hatırlanacak hoş anılar bırakmak olmalıdır.Biraz bu yönde de girişim yapmakta fayda var.

04 April 2009

0000000162

”Güzel anların olduğu karelere kendimi iliştirmek istiyorum”

Gözümü yumduğumda ise hiç uyanmak istemeyecek kadar çoğalmış ve uzun olmasını.Bir de kollarımda sen olursan düşünemiyorum.

03 April 2009

0000000161

İnternet iletişimi; insana bütün sınırların açık olduğuna inandırıyor.Böyle olunca da sosyal hayatta hiç dışa dönük olmayan insanlar internet ve teknolojinin vermiş olduğu imkanlarla birer canavara dönüşebiliyor.

02 April 2009

0000000160

İnsanın anılarını fotoğraflayarak daha kolay hatırlanmasına olanak veriyor olması güzel bir imkan değilmi ? Bu imkanı sonuna kadar zorluyor olmak anılarıma çok değer verdiğimi gösteriyor.

01 April 2009

0000000159

Kitaplar,Makaleler,Hikayeler dahil olduğumuz hayatın bir parçası değilmidir ? Parçası olduğumuz bu hayatın içinde neden başka hayatların da hangi hislerle yaşantılarını sürdürdüklerini,neler hissettiklerini merak etmeyelim ?

31 March 2009

0000000158

“Bir insanın cinselliğinin derecesi ve türü,aklının en yüksek doruğuna kadar uzanır” Nietzsche

Cinselliği üremek için yapılan bir eyleme kadar indirgeyip örf ve ananelerin arkasına sığınır olduk.Daha ileri gidecek olursam kendin fırsatını yakaladığında yaşamak isteyip en yakınındakilerin böyle şeyleri yapmalarını ayıp,haram,günah vs olduğunu savunuyorsan aklındaki cinsellik derecesinin seviyesini belirlemiş oluyorsun.

30 March 2009

0000000157

Herkes zihni aracılığıyla kendi karanlığından kurtulmayı becermelidir !

29 March 2009

0000000156

Konuşmanın en kolay olduğu zaman kazanırkendir.Böyle zamanlarda susmayı becerebiliyorsan asıl o zaman kazanmış sayılırsın.

28 March 2009

0000000155

Biz insanoğlu ; hep açıkları,kusurları ve kabahatleri daha önce görmeye odaklanmışız.Sen ne yaparsan yap,insanlar eleştirecek bir şey bulacaklarından fazla takmamak lazım bu durumu.

27 March 2009

0000000154

Herkesin mutluyken kendini şımartma lüksü farklılıklar gösterir.Kimi sarhoş olmak,efkarlanmak,ve avaz avaz şarkı söyleyip stres boşaltarak bunu yaparken kimi de kendine yeni bir şeyler alarak bunu yapıyor.Bense sana sarlıp seviştiğim her fırsatta kendimi yenilenmiş hissediyorum.

26 March 2009

0000000153

Bu gece içini hayallerimle doldurduğum balonlarla çok güzel vakit geçirdim.Yarında gökyüzüne bırakacağım bir bir o balonları.Belki yerine ulaşırda hayallerim gerçek olur.

25 March 2009

0000000152

İnsanlar gerçek duygularını yansıtabildikleri sürece daha insancıl gözüküyorlar.Yazık ! Bunu bile beceremeyenler de var.

24 March 2009

0000000151

Zaman değişirken hızla beni de değiştirmeyi becerdi.Mazisini seven dünün çocuğuyken,zamanın hızına ayak uydurup samimiyeti ve masumiyeti kaybeden birey oluverdim. Belki herşeyim var ama o eskinin huzurunu ve mutluluğunu bir türlü yakalayamıyorum.

23 March 2009

0000000150

İnsan zihni ve düşünceleri aracılığıyla kendiyle konuştuğunda gerçek yüzünü görebiliyor.Ama aynı zihin aracılığıyla irtibata geçtiği düşüncelerini ve yüzünü dışarıya bir resim olarak gösteremiyor. İçimizdeki diğer yüzümüzü aynalar keşke bize gösterebilselerdi. O zaman saflığımızın,iyi niyetimizin,kötümserliğimizin elle tutulur bir yanı ,kanıtı olurdu.

22 March 2009

0000000149

Yalnızca sabah işe giderken ve akşam eve dönerken dinlenebiliyorum.Sürekli bir şeyler düşünmek yoruyor.Beynimi bir an hiçbir şey düşünmeden tutmak istiyorum.Beceremiyorum.

21 March 2009

0000000148

Yüzüme sürekli tebessüm eden bir mizaç estetiği yaptırmak istiyorum.

20 March 2009

0000000147

Libido ve bol adrenalin insanı kendi iç dünyasında uçurumların eteğine sürüklüyor.Bundan sonra atlayıp atlamamaksa size kalmış. Zihnen atlamak kısa süreliğine derin zevkleri tatmaya sebep olsa da bedenen atlamak o zevki katmerleştiriyor ya da felakete sürüklüyor.

19 March 2009

0000000146

"Heyecan ve tutku için hayatımda ki bütün sınırları yok edip varlığımı bu uğurda değiştirebilirim ! "

18 March 2009

0000000145

Bir saman alevi olduğunu düşünme sana duyduğum aşkı!
Öyle olması için bu yola baş koyanlardan değilim !

17 March 2009

0000000144

Uyduracaksın hayatın ritmine adımlarını,tökezlesen de düştüğün yerden daha güçlü kalkıp yoluna devam edeceksin ve sana el vermeyenlere sen düştüklerinde iki elini birden vereceksin....

****
Yollar ne uzun ne kısadır.
Çukurlar engebeler hep var,
Paçama yolların çamurları bulaşsa da
Ben her daim fırçalayabilirim paçamı.
Çünkü
Diğer gün ve ondan da diğerinde umudum hep var.

16 March 2009

0000000143

Öpüşlerin serin bu gece.Dudaklarından hüznün tadını aldım.Serinliğin suskunluğa gömdü bizi, fısıltıyla çıkan sorularına cevap bulabilmek inan çok zor...

Yine kaçtı deme !
Sana hoşçakal demem biliyorsun.

Sadece karaya çalmadan gece ,ayrılık sevmeden bizi çıksam iyi olacak.

15 March 2009

0000000142

Hatırladıkça seni kaybetmeyi ;
Boğazıma inen düğümleri, ne kadar göz yaşı döktüysem çözemiyorum.

14 March 2009

0000000141

Biliyorum sana sevdam geç kalınmış bir başlangıçtı.Ama arzu doluyken böyle birbirimize, bu açık kapanır nasıl olsa.

13 March 2009

0000000140

Bu gece,kederliyim,beterim

Eski günleri anıp

Kelimelerin kökünü kazıyorum.

Sadece,

düşünüp,umup, yudum yudum seni içiyorum

Bu gece

kederliyim

beterim

hasretim.

12 March 2009

0000000139

Bazen hayalini kurduğunuz çılgınlıkları bir çırpıda yaşarsınız ve o ilişki,o insan bir daha olmasa da bunları yaşadığınız kişiye sonsuz bir bağlılık duyarsınız.

11 March 2009

0000000138

Orospu ve orospuluk kavramının benim nazarımda çok farklı tanımı var.Ben vajinasını erkeklerin hizmetine para karşılığı açanlara orospu gözüyle bakmam.Onların sebeplerini dinledikten sonra değerlendirmek gerektiğinin en doğrusu olacağına inanırım.

Nedendir bilinmez,bir yanım hep orospuları sever...

10 March 2009

0000000137

Hafta içi sokakların tenhalığı seviyorum.Kaldırım taşlarına vuran güneşin sıcaklığında çıplak ayakla dolaşmak istiyorum bu ıssız sokaklarda.Sonra koluma taktığım sevgilimle beraber bir gün geçirmek,olabildiğince sıradanlaşıp karışıp gitmek istiyorum hayata.

09 March 2009

0000000136

Işık,bedeninin aksini bir gölge gibi suya vuruyor,uzun beyaz elbisenden yayılan bedeninin tüm kıvrımları bir sigara dumanı gibi dağılıyordu gecenin karanlığına.Böyle gecelerde seni düşleyerek,seni isteyerek,nefesini içine çektiğin duman,ateşinde kor olan bir sevdalı olmak,sarmak seni,çektiğin sigaranın her nefesinde içine girmek,dumanında boğulmak isteyerek uyanıyordum .

08 March 2009

0000000135

Eğer sekse bağımlıysan aldatman ihanetten değildir.

07 March 2009

0000000134

Aşk, insana ya ilham katar ya da çılgınlık.Ben üçüne de vurgunum.Bir güzele aşık olmaya görim,onu sayfalar dolusu yazıyla kutsayabilir,aklının almayacağı çılgınlıklarla şaşırtabilirim.

06 March 2009

0000000133

Çocukluğumu hatırlamak istediğimde; tuhaftırki kendi çocukluğum hep 7 yaşında başlıyor.Öncesi yok gibi ya da silik…Beni bu daha da duygusallaştırıyor.Bir yetişkin için biriktirdiği hayat anılarına zihninde ulaşamaması ve bunu sadece resimlerde arama çabası durumu dramlaştırıyor ve çıkmaza sokuyor.

05 March 2009

0000000132

Kabullenmeyi başaramayan insanlar aynı zamanda değişmeyi de beceremezler.Değiştiklerini zannederler.Yenilikleri takip etmek,kendini ona entegre etmek değişime ayak uydurmaktan başka bir şey değildir.Değişmek;bir başkasını takip etmek olmamalı hiçbir zaman.Kendini olduğu gibi kabul edip bir başkasına benzemeden değişmek,esas olan budur.

04 March 2009

0000000131

Evren isteyene herşeyi cömertçe sunacak güce sahip bir yerdir. Sen yeterki iste ! Sonra dileklerinin sana nasıl geleceği konusundaki detayları evren'e bırakıp hafta sonunun tadını çıkarmaya bak.

03 March 2009

0000000130

Şanssızzan ve başarısız olmuşsan teselli bulacak mazaretin çok olur.Bir kadeh şarap, sıcak bir beden kötü gidişatı durdurmasa da durup düşünecek zaman yaratan en iyi mazarettir.

02 March 2009

0000000129

İnsan ruhuna iyi gelen bir şey bulduğu zaman bulunduğu ortamın büyülü olduğu inancına kapılıyor.Sonra zihin aracılığıyla büyülü bir dünya kurup kısa süreliğine hayaller kurup mutlu oluyor.

Mutlulukların en naifi kendimizi mutlu hissettiğimiz anlardaki düşünceler değilmidir?

Dışardan gelmesini beklemek yerine zihni kendimize odaklamak gerekir.

01 March 2009

0000000128

Aşıksan ve seviyorsan terkedip gidenlerin arkasından bakmak hüzünlü olur.Unutmaksa hiç mümkün olmaz.Çünkü onunla yaşanılan herşey bir yerlerden anımsatıverir onu. Terkin yürekte bıraktığı kızgınlık zamanla diner ve mülayimce kabulleniverirsin,sindirirsin ama bir türlü de söküp atamassın içinden.Hayatının her anında,her mevsiminde,her güzünde farklı farklı sarar içini.

Aşk olgunluğuna erişmenin yolu terkedilmekten geçer.
Hazmetmeyi becermişsen eğer olgunlaşmıssındır demek.

28 February 2009

0000000127

Saygı bumerang gibidir.Yaşarken saygı duyulacak biri ol ki öldüğünde arkandan ağlayacak bir kaç kimse olsun.

27 February 2009

0000000126

Kulağıma küpe olsun diye kendime saklayacak bir tek sözcüğüm bile yok bol kepçeden herkese dağıtırken.Bu yüzden manasız geliyor bazen tavsiyeli konuşmalar yapmak.Sorunlardan kaçıp ne zaman daha uzaktaki yakınlarının yanına gitsen medet umup.Bir süre sonra medet umduklarında sorun olabiliyor.

En güzeli kendini kendinle dinlemektir.

26 February 2009

0000000125

Bir kadınla herşeyi yaşamanın en etkin yöntemi ona güvenilir olduğunuzu kanıtlamanızdır.Göreceksiniz güveniniz en büyük korku ve tabuları bertaraf edip sizi ona yakınlaştıracaktır.

Asıl bundan daha önemlisi ve zoru,güven elde edip herşeyi yaşadığınız kadına hiçbir şey yaşamamış gibi davranmak ve aynı saygıyla yaklaşmaktır.

25 February 2009

0000000124

Puşkini ölümsüzleştiren usta bir rus yazarı olması değildir.Onun içinden geçen arsızlıklarını yazarlık kisvesi altında kaleme alıp legalleştirmeye çalışma gayretidir.

Başkasının arsızlıklarını bir kitap aracılığıyla okumak edebiyat oluyorken bugün içimden geçen arsızlıkları bir kadının kulağına fısıldasam düşman kazanmama vesile olur.

İnsanın kendi içindeki arsızlıkları tölere edip,başkalarının arsızlıklarına olan bakış açısına eleştirel yaklaşması ve tenkit edici olması ? Düşündürücü...

24 February 2009

0000000123

Bir kadın tanıdığımda her zaman notlar alırım ve o notları yıllar sonra okuduğum zaman bana her zaman ayrı bir hüzün ve o anki durumumla alakalı geçmişi hatırlatıcı bilgiler verir.

23 February 2009

0000000122

Büyüdükçe, o çocukluktaki masumiyetin ve içim de filizletip büyüttüğüm, sevgiyle suladığım ağaçların kuruduğunu görmek katı,benmerkezcil ve toplumun olmasını istediği statülere bürünmüş insan görünümüne bürünmek biraz üzücü geliyor sandıktaki eski yazılara ve resimlere göz atınca.

Oysa ben hep sana sarılıp teninin kokusunda kaybolmuş biri olarak kalmak isterdim.

22 February 2009

0000000121

Hayat kadınlarını masum gösteren tek taraf Anne olmalarıdır.Hangi erkek koynuna girip becermeyi düşündüğü kadının bir Anne olduğu gerçeğini düşünerek girer yatağa?

21 February 2009

0000000120

Bazen dağın ardından doğan güneşi görmek asırlar alabilir.Önemli olan doğan o güneşin içini nasıl ısıttığı değil kişinin kendi sıcaklığını nasıl koruduğudur.

20 February 2009

0000000119

Kötü rüyalar görerek uyanmış olmak güne kötü başlangıcı temsil etse de insanın sarılacağı bir bedene sahip olması bu durumu daha katlanabilir hale getiriyor.

19 February 2009

0000000118

Sevişme sonrası çiftlerin konuşmaları genelde tekdüze olur.Kadın bir şeyler duymak için her seferinde sorar, erkek durumu toparlamak için sürekli palavra sıkar..Akıllı erkek erken iyi geceler demek için durumu kendi lehine çeviren erkektir.

Kadın : Ne düşünüyorsun ?
Erkek : Bu gece yaşadıklarımızın neden sonsuza dek sürmeyeceğini düşünüyordum...
Erkek : Ve bunun ne kadar yazık olduğunu.

18 February 2009

0000000117

Yüzüne baktığım her kadının güzelliğinin ipuçlarını kaşlarında ararım.

03 February 2009

0000000116

Dışarda cama vuran damlalardan anlamlar çıkarıyorum.Yağmurun yağmasını sırf seni bir kez daha anımsamak için bekleyeceğimi düşünemezdim hiç.Özletiyor seni bu yağmurlar dışarı her bakışımda.The smell of the soil which is all over the wet street side is burning my nose.Hiç bir kadının kokusuna bu kadar derinden çarpılmamıştım.Issız bir köşe duvarına dayanıp sevişirken vucutlarımızın yaydığı koku...My wet hair is between your fingers.Son kezdi, unutulmasın istedik belki de...

02 February 2009

0000000115

Aşk uzun süreli beraberliklerde mevsimlerin getirdiği koşullarla yaşanılanları daha farklı bir içgüdüye sokar.Soğuk bir kış günü ellerin cebinde onu beklerken,ağzından çıkan buharla elini ısıtırken durduğun yerde sallanarak.Birazdan gelecek olan sevgilinin hasreti,içimizi nedenli ısıttığı,hiç bir hava koşulunun önüne geçemeyecek hislerin ortak kader de birleştirdiği insanlarız biz.
...

01 February 2009

0000000114

Bugünlerde bana ne yapmak istediğimi soranlara;Rıhtımın tozunu attırmak,sandallardaki türk bayrakları gibi dalgalanmak.Çarşaflara sarılı tenlerimizin çıplaklığındaki utanğaç tavır sonra.Sonra seni anımsatan ne varsa hepsi.

29 January 2009

0000000113

Kadın ve erkek ilişkisinin en temel dayanağı sekstir.İlişkinin devamlılığı ise bu dayanağın sağlamlığıyla ölçülür.Herkes ilişkisinin güçlü olduğuna rahatça vurgu yaparken,seks konusunun bahsi bile açılmaz.İnsanlar birbirlerinin bu yönü hiç yokmuş gibi davranırlar.

0000000112

Kadın birlikte olmayı göze aldığı erkeğin evli olduğu gerçeğini birlikte oluncaya kadar görmez ve problem etmez.Birliktelikten sonra ise aitlik duygusu hakim olur.Sorular,sorgular bu sıra da başlar.Kıyaslama yapmak ve yaşananları bir sebebe dayandırmak için,kendini masuma çıkarmak için oynanan bir oyundur oysa.

18 January 2009

0000000111

Evime gelen kadınların yanında getirdikleri eşyalara dikkat ederim.Bir kadının sevişmeye önem verip vermediğini bu eşyalarla anlamaya çalışırım.En son seviştiğim kadının duştan sonra kullandığı vucut losyonu hala aklımda ve düşündükçe uyarılıyorum.Ve bu onu evime defalarca davet etmeme sebep oluyor.

17 January 2009

0000000110

Bir an gelir,hayata ve yaşama dair içinde birikenler üstüne üstüne geldiği,aklını başına alamadığın olur.Gitmek istersin hiç dönmemek üzere vakit daha varken.İçinde birikenler zamana haykırıp duvarlara çarpa çarpa üstüne gelmeye başlar.Yanında olmasını istediğin dilber çırılçıplak başka kollarda,sen başka kollarda.Efkarlanıp bir mum yakarsın bir kadeh şarap eşliğinde.Adı zaman olur,sen ona;celladımsın ey zaman dersin.

16 January 2009

0000000109

Aldatmayı kafasına koyan ve cesaret eden kadın için gösterilebilecek en masum mazaret,sevgi ve şefkat yoksunluğudur.Oysa kaç kadın bu mazaretin altına sığınacak kadar cesaret gösterebilmiştir ki?

Seks eğer risk taşıyorsa her zaman tatlıdır.

21 December 2008

0000000108

Aşk bir operasyonluk ameliyat olsa sökülüp alınabilirdi yapıştığı yerden ama duyguları söküp almak çok zordur kalpten.Üzerine bir de yanlış bir aşka derinden yelken açılmışsa savrulmadan karaya çıkarmak tekneyi,her kaptanın başaracağı bir mücadele olmaz çoğunlukla.

13 December 2008

0000000107

Seviyorum şeytana uymayı,susadığımda en güzel yalakları çıkarıyor içmek için.Kader çarpıştırması bu ayin.Her iki taraftan da çığlıklar yükseldiği an,içimde yanan korları söndürecek,bir başka korla bedenim dağlanıyor.

0000000106

Arkadaşlıkların önünde perde vardır.Ahlak perdesi derim ben ona.O perde iki taraflı kalktığı zaman arkadaşlık boyut değiştiriyor.İki boyutta yaşadığım doğrudur arkadaşlıklarımı.Gündüz selam verip tokalaştığım arkadaşımla,gece ahlak perdelerini aralayıp sabahlara kadar sevişebiliyorum.Gündüz arkadaş,gece yoldaşım olsun istiyorum.

24 November 2008

0000000105

Gecenin ilerleyen dakikaları,ortamın sessizliğinde gözlerim gözlerinin koyuluğunda yolunu kaybetmiş seni arıyorken,seni arzuluyorken uzanmış bana bakışlarını üzerim de yakalıyorken,şarabın da etkisiyle kendimden geçtiğim bir gecenin sabahına ilerliyorum.

Yanımda olduğun kadar bir o kadar da uzak gelen akisinin yansıması baş döndüren etkisini gösteriyor.Aklımda hala anlattıkların,ağlarken yüzüne süzülen gözyaşlarının pırıltısı yüreğimi deliyor.Elimi uzatıyorum seni çekebilmek için bu yalnızlıktan tam uzanırken ben düşüyorum.

Kabuslarla uyanacağım bir gece yine.İçimden geçirdiklerimi sana anlatmak isterken anlatamamanın kördüğümleri kalbimde ilmik ilmik örülüyor.Döndürebilsem keşke akreple yelkovanı temmuzun yazına,üzerime sinen kokunu içime çekebildiğim eşsiz zamana ve gelebilsem yine beni ıslak saçlarınla karşıladığın sabaha.

23 November 2008

0000000104

Kapından çıkarken ne zaman bitti tamam desem,daha fazla bağlanırım her defasında.

22 November 2008

0000000103

Biriktirdiğimiz ve birbirimiz üzerinde büyük bir enerjiyle deşarj olduğumuz zamanlardaki haz defalarca yaşanmaya değer.

21 November 2008

0000000102

Kaç kere büyük yeminlerimi bozdum senin için.Her özlemim artığında,şuursuzca çıkıp dolaşmalarımın sonucu, soluğu kapında almam ve her zamankinden daha bir ateşli sevişmelerimiz beni bu çelişkiyle yüzleştiriyor.

20 November 2008

0000000101

Bu gece,hayalini beynimden çıkarıp bir bedene soktum.Giydirip süsledim.En güzel kokuları sıktım.Öyle güzeldin ki seninle o an da orada saatlerce sevişmeye doyamadım.

19 November 2008

0000000100

Kendini bana anlatamadığın bir gece de ay tepe de,ışığını yönelttiği taraftan ince ince süzülüyordu bize.Benim anlatmak istediğim senin anlamak istediklerinle örtüşmeyince elimizde kadehler dem vurmaya başladık geceye…

Ben başlardım sen dinlerdin,sen anlatırdın ben kederlenirdim.
Böylece gecelerin ortak dili olmuştuk sen ve ben,biz gibiydik.
Ben öylemi sanıyordum yoksa?

Ben içince kendimi ne çok şey sanıyordum.

Ödün vere vere gelinmiş aşk üzerine gündem kurduğumuz gecelerden birindeydik.Sessizdi ortalık başbaşaydık.Bir şişe açtık kederimize diye başlayan,Kırmızı rengin tutkusunda,sen karşımda ben karşında yudumluyorduk aşkı.

Ruhumu ve bedenimi kaplayan ay ışığı üzerimize vururken kırmızının esaretinde ne çok şey konustuk.Dudaklardan dökülen sessiz sözcüklerin derin anlamlarında kaybolduk.

Dinlediğimiz şarkının en hoşumuza giden kısımlarında birbirimizi aklımıza getirip sonra da aklımızı başımıza defşirdiğimiz anlarda mutlu olduk.

Farklı boyuttaydı aşk,Boyut değiştiriyordu sanki.

Kırmızının saçtığı ateş yakmaya başlamıstı içimizi.Durdurmak istercesine yelkovanla akrebi sokulduk geceye.Dudaklarımda dudaklarının ıslaklığını hissettiğimde içimi yakan ateşinle hoyratça savruldu bedenlerimiz.

O andan sonra hatırladığım,

İçimde yalnızca aşk vardı.

18 November 2008

0000000099

İç dünyamdaki çocuk büyüdükçe, kaybolanların,yitip gidenlerin kıymeti daha belirgin bir iç sızlatıcılıkla bulunduğu kuytulardan çıkıp giriveriyor ansızın hayatıma.Hani arkandan ve beklenmedik bir an da can alıcı noktana saplanan bıçak gibi.Derinliği ve sızısı da bir o kadar can alıcı oluyor.

17 November 2008

0000000098

Yoğun geçen ve bazen olumsuzmuş gibi giden günlerin arkasından,biraz hayattan ve her şeyden uzak kalmak,sorumlulukları çıkarıp askıya asmak,eski alışkanlıklara dönmek,kendin olmak,kendi içindekine kulak verip parklar da manasız bir tebessümle oynayıp moral depolamak,resim çekmek,son zamanlar da yapmayı düşlediğim işlerin en başında geliyor.

16 November 2008

0000000097

Yüzümdeki değişiklikleri farkedebilmek için yakın plan portre resimleri çektiğimde geçmiş senelerin izlerini görmek kolaylaşabiliyor.İnsan kendini bilir ancak bunun fiziksel yansımalarını nedense kendine yakıştıramaz.

Özgüvenimi yeniden kazanmak için kendi özeleştirilerimi yapıp, gerçekleri kulak arkası etmemek, işime daha kolay gelen davranış biçimi olmaya başladı.

15 November 2008

0000000096

Bir erkeği tanımak istiyorsan iki şeyle test et.

Para ve Seks...
Bu konuda,
Kendim hakkında şunu söyleyebilirim yalnızca.

Para da cömertim ....

14 November 2008

0000000095

''An'' diye adlandırılan durumun benim için önemi büyük. Ne hissettiğimin resmini o an çekebilmeyi isterdim.Resmi çekilmiş düşünce daha kişilikli durur ve inkarı zorlaşır.

13 November 2008

0000000094

Medcezir sendromu yaşıyorum.

Belirli yaşta sıkıcı gelenin bir süre sonra vazgeçilmez hale gelmesi.

Daha gençken haraketsiz gelen yer sıkıcı gelir,orta yaşlar da ise servet ödemeye razısınızdır.Böyle de açıklanabilir.

Asıl servet içimizdemi yoksa,bunumu anlayamıyoruz?


12 November 2008

0000000093

''Kadınlar bittiği belli olan bir evliliği bile sonlandırma cesaretliliğini kendilerinde bulamıyorlar.''

Bir erkeği boşamak,kadının içindeki kini,nefreti durduramaz.Bir kadın,erkeği aldatıyorsa iki sebebi vardır.Birincisi sekse olan bağımlılığı, diğeri ise cezalandırma iç güdüsünü devreye sokup bitiremediği evliliğinden ve kocadan intikam alma isteğidir.

11 November 2008

0000000092

Eve çiçekle gitmek olayı çok ince bir detaydır hayatımızda.Toplum içinde bazı davranışları sergilerken buna çok dikkat ederiz.Genelde ezberimizde ne varsa onu yaptığımızı gözlemliyorum.Çiçek alınması gereken noktaları kafamızda işaretlediğimizden,sadece önemli günler de çiçek alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu yanılgıya genel de erkek daha çok düşer.Bayanlar daha nazik ve ince ruha sahip olduğunu söyleyebilirim.Artık öğrendim hatalarımdan ders çıkarmayı.Sevişmek için çiçek bahane ve araç olmamalı.

10 November 2008

0000000091

Ruhumun beynimin içinde bir yerinde gizli olduğunu biliyorum ve ruhun bedeni terkederken ki ferahlatıcı hissiyatına bir gün tanık olmak istiyorum.Ölüm gözüme hoş gözükmeye başlıyor.

09 November 2008

0000000090

Saat sabahın 5'i.Uykumdan sevişmiş olarak uyandım.Tanımadığım bir kadınla sevişmek,boşalırken derin bir huzurla karışık rahatlama hissi verdi.Uyandıktan sonra da keyfim kaçtı zaten.Dalsam aynı rüyayı bir daha görmeyeceğim için uyumuyorum.Sabahın olmasını,cama vuran yağmur tanelerini dinliyorum.

Anlaşılan,
İstanbulda ıslanmış bugün benim gibi...

08 November 2008

0000000089

Sevişmek, cinsel anlam da birleşmek için evliliğin gerekliliğinden bahsederler.Bu düşünce namus,ahlak ve terbiye ile desteklenip donatılır.Evlilik öncesi yaşanamayan bu birlikteliği kızlar sevgilileriyle birleşme hariç her noktasına kadar taşısalar da, korku içe işlediğinden sonuçlandıramazlar.

Korktukları bekaretin bozulmasından çok orospuluk damgasıyla yargılanma endişesidir.

Asıl orospuluk nedir ?

Bekareti evlenmeden bozdurmakmı ?

Sonuna kadar her şeyi, her sevgiliyle yaşayıp evlendiği erkeğin koynuna bakire girmek mi?

07 November 2008

0000000088

Gereksiz cesur davranıslarımın gülünç taraflarını görüyorum.Olgunlaşıyorum böylelikle hatalarımla.Bunu görmek,okuduğum sayfalar da gözgezdirirken kendi hayatımı da o sayfaların arasına sözcüklerin arasına sokup derin hülasalara dalıp kaybolmam,kendimi bütünleştirmem bu yüzdendir.

06 November 2008

0000000087

Belli belirsiz bir yoldan geldik.
Kuşandık en saf ve temiz elbiseleri bedenlerimize.
Sonra atıldık tüm cesaretimizle.
Kimimiz yorgundu,kimimiz genç,yaşlı,kadın,kız
Hepimiz aynıydık.
Akislerimizi peşimize takıp sürükledik serüvenlerimizi.
Kah oraya,kah buraya.

Gölgeler gerçeği hiç yansıtmadı ki! Peki biz gerçeğin ne kadar yansımalarıydık?
Hiç.Gölgesi kadar olamadık.
Herşey gizemli,bilinmeyen çok.Savrulduk,savruluyoruz.
Hayat bir perdeyse,ışık vurdurun üzerime öyleyse,gölgem beni yansıtsın.

Yüreğine maviyi dolayan şehrimde,o maviliğin kıyılarında,bir bedenin mahrem yerlerinde dolaşır gibi dolaşıyorum.Akşamdan koynuma doladığım o aşiftenin deniz gözleri,parfüm kokusu sarıyor zihnimi.İçimin serinliği kızgın alevlere dönüyor.Kefken'li yosmam.Yeni yetme bedeni,sevmesini bilmeyen körpe yüreğiyle,rakıma ve peynirime dost.Yatağıma ortak.

Geçenlerde elinde,yağmurun şiddetli bir gürültüyle yağdığı gecelerden birinde,cam kenarına kurulu masamda bulduğu,eskilerden kalma yazdığım dizeleri fısıldayarak girdi içeriye.''Suya vuran aksim neden gerçeği yansıtmıyorsun?''Islak saçlarından damlayan su tanecikleri kağıdın mürekkebini dağıtırken.Dişlerinin arasından tıslama gibi duyulan sözleri ezber ediyordu.

Anladım dedi usulca.Sessizliğinin arkasına sakladığın bu büyük kelimelerin nedenini.Saklıyorsun gerçeği.Ve gerçeği görmemek için,sürekli içiyor,sürekli yazıyor ve sevişiyorsun.Bu yüzden buradayım değilmi?

Bazen zeka beden gibi oradan oraya savrulmaz.Mavi gözlerinde ufuklara daldığım körpe sırdaşım, zekasını savurmamış bedeni gibi.Kötürüm annesi,birde küçük kardeşi için feda etmiş herşeyi ama su gibi berrak duruyor hala yüreği.

Sessizlik hakim oluyor bir süre,taksiye binip giderken camı aralayıp bakışı bıçak gibi kesiyor.

Yüreğine maviyi dolayan şehrimde,o maviliğin kıyılarında,bir bedenin mahrem yerlerinde dolaşır gibi dolaşıyorum.Kafamdan silip dünün geçmişini,suya vuran aksim gibi oraya gömmek ve bir daha hiç çıkarmamak istiyorum.

05 November 2008

0000000086

Akşam güneş batmaya yakın,gökyüzünün aldığı kızılımsı rengi izlerken farklı diyarlar da insanlar geliyor aklıma.Acaba diyorum,benimle beraber aynı güneş batımını izleyen kaç kişi daha var?

Güneşin batışını izlemenin ayrı bir keyif olduğunun farkına vardığımdan beri,her fırsat bulduğumda bu manzara karşısında yerimi alıyorum.

Hüzün bulaşmış bir kere her yanıma, aklımdan neler geçmiyor ki!İnsanı dinginleştiren bu ulvi manzara karşısında sakinleşmemek,hayale dalmamak imkansız gibi.

Kaç kişi böyle manzara karşısında kin ve nefret duygusu güdebilir?En katı kalplere bile derin nufuz edip tesirine alan,yumuşatan,özel bir gücü olduğuna inanıyorum.Bu akşam güneşin batışı,gökyüzünün aldığı kızılımsı renkler,içimdeki dünyama farklı ışık saçtı.

Farklı duygularla etrafın gürültüsüne aldırmadan kendi sessizliğimde bu manzarayı teneffüs ettim.Derin hayaller kurdum.

Eskilere gittim.Çok eskilere ...

Her akşam tekrarlanan ayin gibi,sandalyeme kurulup ayaklarımı uzatıp izlediğim manzara eşliğinde,gelip kucağıma oturup boynumu öpüp sevişmek istediğini söylediğin günlere.

Şimdi daha olgun selamlıyor bu manzara beni.Ben o günlerin geçtiğinin farkında daha suküt içerisindeyim,değişen onca şey olmasına rağmen tek değişmeyenin bu manzara olduğunu düşünüyorum.Ne hikmetse içimde aynı havayı uyandırmayı beceriyor.

Bir güneş daha batıyor,ben bir hayalden daha çıkıyorum... ''

04 November 2008

0000000085

Bazen eski düşlerimin arkasından bakarken boynum bükük kalır.Ne kendim, ne başkası o an aklımda olmaz. Yapayalnız hissettiğim geceleri sorgulayarak kaldırımları sayar,sessiz yağan yağmurlar da ıslana ıslana dolaşırım.

Hatırlarsam eğer,bir köşe başında sessizken gece, ıslak yağmurlar altında bedenlerimizin o kısa birlikteliğini hatırlar seni düşünürüm.

Güzel olan çabuk biter ve heyecanlı olur der vurgunu yiyenler.

Kaç kadın ıssız bir köşe başında kendini sana vermeye hazır olur ki ?

Bense hep bu kadını ararım.

Zaman böyle anlarda hızla akar sabah olur farkedemem.

03 November 2008

0000000084

Alkollüyüm...

Alkollüyken insan en doğal hallerini sergileyebiliyorken ben bunu neden beceremiyorum?

Abartıp ağzım yüzüm şişinceye kadar içmek,gömleğimin düğmelerini açıp,rüzgara karşı yalpalaya yalpalaya,yüzüm de mağrur bir edayla çevreye aldırış etmeden bağıra çağıra yürümeyi neden gerçekleştiremiyorum.

Koyuvermek,aldırış etmemek,ruhumu rüzgarın önüne sermek....

Oto kontrol değilmi? Her zaman iş başında.

Yalnızca kapına dayandığım,hayıflanmadığım,hor görülmediğim gecelerde sabahlara kadar seviştiğimiz anlarda devre dışı.

Bu da sarhoşken gidilecek başka yerim olmamasından kaynaklanıyor.

02 November 2008

0000000083

15 dakika da ne yazılabilir diye düşündüm ? Zamanım kısıtlı.Zaman kısıtlı olduğu zaman insan derleyemiyor düşüncelerini.Dışarda ise yağmur yağmamak için direniyor.Kasvetli herşey bugün .Hava,insanlar,düşüncelerim.Zihni toparlayıp şöyle elzem konular ya da ehemmiyetli şeyler yazabilmek etkili olurdu.

Sabahları ereksiyon olmuş şekilde uyanmak feci oluyor ve 15 dakika da yazı yazılmayacağını bildiğin halde, seks yapmanın yeterli süre olabileceğini düşünerek geçirmek güne hiç iyi başlanmayacağının belirtisi.

01 November 2008

0000000082

Ilık bir duş kaslarımı gevşetir her zaman.Ve böyle zamanlarda gözlerimin önünde canlandırdığım,serpilerek büyüyen,büyüdükçe güzelleşen narin düşüncelerim olur.Yine böyle gecelerden biri.Ilık bir duş sonrası.

Düşüncelerimle beraber gevşeyen bedenime ”James Blunt-Goodbye my lover” eşlik ediyor.Ne zaman bu şarkıyı çalsam bulunduğum ortam daha düşünceli hale giriyor.Düşüncelerimi sevdiğim şarkılar eşliğinde kurgulamayı seviyorum.

Birde ortam mum ışığıyla aydınlanıyorsa piyanonun tuşları aklımı düşünceden düşünceye sürüklüyor.James Blunt şarkılarının doğaçlama söylenmesi,enstrumanların tınısının doygunluğu ve belirginliği nedense bana çok romantik geliyor.

Hangi dilde yazılırsa yazılsın her duyguya eşlik eden bu romantik akım müziği bulunduğum ortamda beni kutsuyor.Kutsanmış,derin hülyalara daldığım,gevşek gecelerden birini yer minderine sarılıp karşılıyorum.

Duvar diplerinde yanan mumlar bir kez daha düşüncelerimi aydınlatıyor

Sonra aklıma ve düşüncelerime eşlik eden ”James Blunt-Googbye my lover” bitiyor ve ben kapıldığım hayallerden gerçeklerin arasına yeniden karışmak üzere dalıyorum.

29 October 2008

0000000081

Güzellik ve şehveti aynı kadında bulmak çok sık rastlanan bir durum değildir. Bulduğunuz zamanda şunu düşündürür size ;

Güzellik nedir ki Şehvetli olmanın yanında ?

Şehvetle önünüzde eğilmiş ve sevişmeyi arzulayan kadının o an güzelliği gözünüze çarpar mı ?

Şehvet gözünüze perde indirir ve siz bastıra bastıra ve her defasında daha hızlı içinizi zerk ederken önünüzde aralanmış vajinaya, güzelliğin neyde gizli olduğunu bilemeyecek kadar arsız olursunuz o an.

Şehvet tüm güzellerin maskesini yatakta düşürdüğünden beri daha kalıcıdır...

20 October 2008

0000000080

Yetişemeyecek gibiyim.
Eylemsizlik,durgunluk,miskin'lik...
Şeytan yine bana dadanıyor.
Gecenin sessizliğine vuruyor düşüncelerimin aksi.
Gündüz ki halimi,geceki halimle takas ediyorum kuşandığım yerde.

Tenha zamanların rüyaları farklı olur.Düş seviciliğim veryansın ediyor böyle zamanlar da.
Neyin var?
Bişeyim yok!
Terazinin miskinliği gelip geçer.Bugün bu kefem ağır basıyor anlaşılan.

Bu da geçer,birazdan bir kırmızı alırım
Sabaha bişeycikler kalmaz görürsün.